×
Anasayfa | Psikolog Başvurusu
Blog
Sahte Hatıralar Yaratmak Mümkün Mü?

 31.01.2021

Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 10.000 çocuğun cinsel tacizle ilgili ifade vermesi isteniyor. Bazı durumlarda çocukların verdiği ifadeler gerçek, inanılır gibi görünüyor ve davalar kapanıyor. Başka durumlarda ise özellikle gündüz bakımevleri ile ilgili durumlarda çocuklar gerçekliği şüphe uyandıran, sıra dışı ve tuhaf cinsel uygulamalar hakkında şahitlik yapabiliyor. Örneğin bir olayda 26 yaşındaki anaokulu öğretmeninin çırılçıplak piyano çaldığı,  çocukları kendi idrarını içmeye zorladığı ve çocukların cinsel organlarına fıstık ezmesi sürüp yediği iddia edildi. Bu öğretmen yaşları 3 ile 5 arasında değişen 20 Çocuğa karşı işlenmiş 115 cinsel suçtan suçlu bulundu. Hapishanede 5 yıl geçirdikten sonra cezası bir üst mahkeme tarafından çocuklardan 19'unun ifadesinin terapistlerin uygunsuz sorgulaması yüzünden güvenilmez olduğu gerekçesi ile iptal edildi. Uygunsuz sorgulama terapistlerin tekrarladıkları telkinlerle ve belirli sorularıyla çocuklara sahte Hatıralar öğretmiş olabileceği ihtimali anlamına geliyor. bu ciddi endişeler araştırmacıları küçük çocuklara sahte hatıraların üretilip öğretilmeyeceğini araştırmaya sevk etti. 

Sahte Hatıraları Oluşturmak İçin Araştırma

Küçük çocukları cinsel tacizle ilgili suçlamalar konusunda sorgularken terapistler veya görevliler belirli bir takım olayların gerçekleşmiş olabileceğini sürekli tekrarlayabilir. Bu sürekli tekrarlanan telkinler küçük çocuklarda sahte hatıraların oluşmasına sebep olabilir mi? Bu soruyu yanıtlamak amacıyla psikolog Stephen ve meslektaşları yaşları 3 ile 6 arasında değişen ve farklı sosyal sınıflardan gelen 96 çocuğu inceledi.



 Prosedür

Araştırmacılar gerçek ve sahte olaylardan oluşan bir liste elde etmek için ailelerden çocukların hayatında son 12 ay içerisinde meydana gelen sürpriz doğum günü partisi, yaralanma, evcil hayvanlarının ölmesi gibi bazı olayları öğrendi. Sonra Her çocuğa bir kısmı uydurulmuş olaylardan oluşan bir liste okundu. Çocukların “çok iyi düşünmesi” ve gerçekten meydana gelen olayları tespit etmeleri istendi. 
Araştırmacılar listede yer alan bazı olayların çocukların başından geçtiğini belirtti. Örneğin uydurulan olaylardan bir tanesi, “çocuğun elini fare kapanına kıstırıp çık arttırmak için hastaneye gitmek zorunda kalmasıydı.” Bu test prosedürü Her bir çocuğa birer hafta arayla 7 ile 10 farklı görüşmede uygulandı. Son görüşmede çocuklar, kimi gerçek kimi sahte olan olayları anlatırken videokasete kaydedildi.

Sonuçlar

Çocuklar başlarına gelen olayların %91'ini doğru olarak tespit ettiler, bu da düzgün hatırladıklarını gösteriyor. Ancak Çocuklar %34 oranında kendilerine telkin edilen uydurma olayları da gerçekten başlarından geçmiş gibi anlattılar. Şaşırtıcı bir şekilde çocuklar uydurma olayları çok ayrıntılı bir şekilde hatırladılar. 4 yaşındaki bir çocuk elini fare kapanına kaptırdığın a dair uydurma olayı şu şekilde anlatıyor: “Kardeşim Colin, oyuncağı elimden almaya çalışıyordu. Ama ben oyuncağı vermek istemiyordum, o da beni fare kapanının olduğu tahta yığınının içine itti. Elimi fare kapanına kaptırdım. Sonra hastaneye gittik.  Annem babam ve kardeşim benimle beraber hastaneye geldi. Arabamızla gittik çünkü hastane çok uzaktı. Sonra doktor bu parmağı bandajladı.”
Bazıları çocukların yalanlarının ya da uydurma hikâyelerinin yüzlerindeki ifadelerden (güvensiz ya da suçlu bakışlar) veya konuşma şeklinden (kekeleme ya da ayrıntıların düzeltilmesi) anlaşılabileceğini düşünüyor. Bu inanışı test etmek için aynı araştırmacılar 109 profesyonelden (klinik ve gelişim psikologları kanun uygulayıcı memurlar sosyal hizmet ve psikiyatri çalışanları) çocukların anlattığın hikâyelerin gerçek mi yoksa yalan mı olduğunu değerlendirmelerini istedi. Videokasetlerini izleyen profesyoneller gerçek hikâyelerle sahte hikâyeleri birbirinden ayırmada tesadüfün ötesinde başarılı olamadı. Sonuç olarak çocuklar uydurma olayları anlatırken oldukça ikna ediciydi.
Çocuklara sürekli olarak gerçek ve uydurma hikâyeleri “çok iyi düşünmeleri” söylendiğinde çocukların bazıları uydurma hikâyelerin bazılarının gerçekten meydana geldiğine ikna oldu. Buna ek olarak çocuklar, uydurma olaylar hakkında o kadar ayrıntılı ve ikna edici hikâyeler anlattılar ki profesyonelleri bile yanıltmayı başardılar. Çok küçük çocuklar (3-4 yaş) diğer çocuklara (5-6 yaş) göre telkinlere daha açık oldukları için araştırmacılar, küçük çocukları sorgularken çok dikkatli olunması gerektiğine ve sürekli telkin ve tekrarlarla sahte hatıraların yerleştirilmemesine özen gösterilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. 

#psikoloji #anı #terapi #hatıra #psikolog

© 2020 - Her hakkı saklıdır.
onlinedanismamerkezi.com