×
Anasayfa | Psikolog Başvurusu
Blog
Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?

 28.01.2021


Bazı şeyleri öğrenmek zordur. Bazı şeyler ise kolay öğrenilir; örneğin iğne korkusu... Bazı şeyleri kolay öğrenilirken bazı şeylerin neden zor öğrenildiğini anlamak için 3 farklı laboratuvarı ziyaret edeceğiz ve psikologların 3 farklı öğrenme şeklinin altında yatan üç farklı prensibi nasıl belirlediğini göreceğiz. Klasik koşullanma, edimsel koşullanma ve bilişsel öğrenme...

 

Klasik Koşullanma: Köpeğin Salyaları Neden Akıyor?



 1900'lerin başlarındayız ve Rusya'da Ivan Pavlov’un laboratuvarında bir teknisyen olarak çalışıyorsunuz. Pavlov sindirimle ilgili refleksler üzerinde yaptığı çalışma ile Nobel ödülünü almış. Örneğin, köpeğin ağzına yiyecek konulduğu zaman yiyeceğin tükürük refleksini tetiklediğini bulmuş. Laboratuvar teknisyeni olarak sizin göreviniz köpeğin ağzına çeşitli yiyecekler yerleştirmek ve ne kadar tükürük salgıladığı ölçmek ama kısa süre sonra bir sorunla karşılaşıyorsunuz. Köpeğin ağzına birkaç defa yiyecek yerleştirdikten sonra köpek yiyeceği görür görmez tükürük salgılamaya başlıyor. Pavlov önce bu beklenti salyasını küçük bir sorun gibi görüyordu. Sonradan köpeğin yiyeceği görür görmez tükürük salgılamasının da bir tür refleks olduğunu fark etti. Öğrenilmiş bir refleksti bu. Çok iyi bilinen bir deneyde Pavlov, köpeğin ağzına yiyecek yerleştirmeden önce bir zil çalıyordu. Zil sesi ile beraber verilen yiyecek ile yapılan birkaç denemeden sonra köpek sadece zil sesini duyduğu zaman bile tükürük salgılamaya başladı. Pavlov bu fenomene koşullu refleks diyordu. Günümüzde ise Klasik koşullanma olarak biliniyor. Klasik koşullanma araştırmacılara gözlemlenebilir ya da objektif bir ortamda öğrenme sürecini inceleme olanağını sağladığı için önemli bir keşifti.

 

Edimsel Koşullanma: Kedi Neden Kaçıyor?



 

1800'lerin sonlarındayız ve bu sefer Amerikalı psikolog Doktor Thorndike'ın laboratuvarında çalışıyorsunuz. Göreviniz bir kediyi basit bir mandal sayesinde içeriden açılabilen bir kutunun içine yerleştirmek. Kutunun dışındaki bir tabakta ise balık bulunuyor. Kedinin mandala basıp kapıyı açmasının ve tabaktaki balığa ulaşmasının ne kadar sürdüğünü ölçmemiz gerekiyor. İlk denemede kedi kutunun içini koklar, patisini gelişigüzel deliklere sokar, tesadüfen mandala dokunur, kapıyı açar ve balığa ulaşır. Kediyi ikinci bir deneme için tekrar kutuya koyarsınız. Kedi tekrar kutunun içinde hareket eder, tesadüfen mandala dokunur ve balığa ulaşır. Birkaç denemeden sonra kedi mandalın etrafında hareket etmeyi öğrenir ve sonunda mandala dokunarak balığa çabucak ulaşmayı başarır. Thorndike kedinin amaca yönelik davranışını açıklayabilmek için etki yasasını kullandı.

Etki yasasına göre bazı gelişigüzel hareketlerin keyif verici bir sonuç ya da ödül tarafından izlenmesi durumunda bu hareketler pekiştirilir ve gelecekte tekrarlanması olasıdır. Thorndake’nin etki yasası Pavlov'un koşullu refleksinden farklı bir öğrenme sürecini tanımladığı için önemlidir. Günümüzde etki yasası, edimsel koşullanmanın bir parçası haline geldi.

Edimsel koşullanma, bir hareketi izleyen sonuçların o hareketin gelecekte tekrarlanma ihtimalini azalttığı ya da çoğalttığı bir tür öğrenme tanımlar.

 

Bilişsel Öğrenme: Bebeğe Neden Vuruyorlar?



 1960'lardayız ve Albert Bandura'nın laboratuvarındasınız. Çocuklar, bir yetişkinin durmaksızın plastik bir bebeğe vurduğu ve tekmelediği bir film izliyorlar. Filmden sonra çocuklar oyun oynuyorlar ve bu sırada davranışları inceleniyor. Bandura bir yetişkinin saldırgan davranışlarda bulunduğu filmi izleyen çocukların, filmi izlemeyen çocuklara göre daha saldırgan bir şekil oyun oynadığını tespit etti.  Çocukların davranışlarının artan saldırgan tepkilere dönüşmesi ne Pavlov'un koşullanmış refleksine ne de Thorndike’ın etki yasasına dayanmıyordu. Bu öğrenme şeklinde, bütün öğrenme süreci gözlemlenebilir herhangi bir tepki ya da herhangi bir ödüllendirme olmaksızın çocukların zihninin içinde gerçekleşir. Bu zihinsel öğrenme süreçleri 1960'larda başlayan ve nispeten yeni bir yaklaşım olan bilişsel Öğrenmenin bir parçasıdır.

Bilişsel öğrenme, dikkat ve bellek gibi zihinsel süreçleri içeren bir öğrenme türüdür; gözlemle ya da taklit edilerek öğrenilebilir ve dışsal bir ödül ya da kişinin gözlemlenebilir bir davranış göstermesi gerekmeyebilir. Bandura’nın çalışması gözlem ve taklit sayesinde öğrenebileceğimizi söyleyen üçüncü bir öğrenme türü ortaya çıkartmıştır.

 

© 2020 - Her hakkı saklıdır.
onlinedanismamerkezi.com